SlideShow

0

Küçük bir başlangıç


Bilmem; yazmalı mıyım... Neyse boşvereyim yazmayayım ne sizi ne de kendimi hayatın gerçekleriyle daha fazla üzmeyeyim bu gece.
Önce gecenin şarkısıyla başlayalım ;
Robin Schulz & Judge - Show me LoVe ( Tık Tık )

Bugün ev malzemelerinin satıldığı o büyük marketlerden birine gittim ; türkçesini bile unuttum anasını satayım. Burada Baumarkt diyorlar; neyse ne zükümse işte ondan. Gitmeliydim çünkü bu pazar götüngen'de dördüncü kez taşınıyorum. Yaklaşık iki buçuk yıldır kız arkadaşımla beraber tuttuğumuz evde kalıyordum ; ev sahibinin bazı mecburi özel ihtiyaçlarından dolayı yeni ev arama durumunda kalmıştık. Biraz şans biraz torpille şehrin merkezinde gayet hoş bi ev bulabildik. Şans tanrıları bizi seviyordu. Bugün anahtar teslim faslı sonrası evin acil zaruri ihtiyaçlarını not edip alışveirşe çıktım. Çıkmaz olaydım ; fakirlik çarptı suratıma.
Bir küvet 4 bin tl; lazım olduğundan değil, dedim ya suratıma çarptı. Neyse ben en ucuzundan gidip duş perdesi ve demiri, banyoya bir duvar lambası mutfağa da tavan lambası alıp kasaya yöneldim. En basic markaları ve malzemeleri almama rağmen post cihazının tecavüzünden kaçamadım.
Bakalım yeni ev bize daha ne masraflara patlayacak.
Bu yeni evde ne kadar kalacağımız belli bile değil ; belki 3 ay sonra iş bulup uzaklara kaçacağız ama 3 ay sokakta kalma gibi bi lüksümüz de yok. Hayat bazen farklı mecburiyetler getiriyor, ki hiçbirinden şikayetçi değilim. Diğer insanların aksine hayattan garip hazlar aldığım da oluyor hiç haz almadığım anlar da . Ama yine de diğer insanların aksine genelinde memnunum; son zamanlarda insanlarda gözlemlemlediğim o memnuniyetsizlik beni efsane germiş durumda.
Çok sikimsoniksiniz amınızakoyim. Kendime son zamanlarda sosyal çevrede bir yer edinemiyorum ; vaktim olmadığından değil; ben  iki karpuzu bi koltuğa sığdıramayanlardanım sanırım. Hem ilişki sahibi olup hem arkadaş sahibi olamıyorum. Kadınlarla sosyalleşmek restricted area , kafa dengi erkek bulmak zor ; yeni bağlar kurmak için de vakit yok. Sanırım saçma bir paradoksun içindeyim.
Yabancı dillerde kendimi ifade etmeyi sevemedim gitti ; eskiden severdim gerçi koynuma girenlerin kendini o ye; go on diye ifade etmesini. Sanırsın "when i was young , i was like a playboy " yok lan biraz abartıp egomu tatmin edeyim dedim; çok görmeyin hımısını. Libidom hep yüksek ama özgüvenim az bu aralar, hem belki cazibe mi bile kaybetmiş olabilirim. Onun yerine shredded bir vücut, sağlam kondisyon (pompacı mülayim kondisyonu) ve ip man sporu yapıyorum. Daha 4. seviye olsam da hoşuma giden bir spor yada dövüş sanatı; ileride bir sifu olma ihtimali neden olmasın.
Göreceğiz ; e bari yazının da resmi onunla alakalı olsun.

0 Sek Raki: