SlideShow

0

Herkes Ağlar Aslında


Herkes ağlar aslında ; bitmeye yüz tutmuş bir sigaranın son alevi gibi. Herkes ağlar aslında ; denizin dibinde ama bir o kadar uzak dağlar gibi. Ve herkes ağlar aslında ; sevdiğine bağırıp çağırırken son nefeslerinde.
Yalan söylemek isterdim şuan ; hemde öyle büyük yalanlar söylemek isterdim ki beynimin bütün hücrelerini ömür boyu kandırırcasına. Bir kadını ne kadar sevdiğiniz mi önemli yoksa onunla neler yaşadığınız mı ... Herkes ağlar aslında ; ve bazen birlikte ağlarlar, kaç kere sildiniz sevdiğiniz kadının gözyaşını yada o sizin kini. Empati kurulamayacak durumlar vardır bazen işte ben de o durumlardan birindeyim şuan. Kalbim titriyor , beynim şekillendiremiyor bazı şeyleri. Kendimi o kadar çok soyutlamışım ki hayatın gerçeklerinden acısal şeylere tepki vermem geç ama derin oluyor bazen.

Herkes ağlar aslında ; süper kahraman yada soğuk kanlı bir katil olan babanızın ağlamasıyla anlarsınız bunu . 

Bir komşum var benim aynı zamanda ev sahibim ; ellili yaşlarının ortasında sert mizaçlı birisi. Biraz iş kolik biraz da hobikolik biri aslında. Çok paylaşmışlımız yok ama az da sayılmaz . Hem bir kere birlikte oturup içtiniz mi pek çok paylaşmışlıklardan daha fazla paylaşmışlık sahibi oluyorsunuz . Neyse bu abimiz çok sempatik bir ablamızla evli. Öyle fazla çevreleri de yok bizim gördüğümüz kadarıyla ; yıllardır birbirine yeten sempatik bir çift . Çocukları yok amma güzel bir köpekleri ve iki tanede kadife sesli papağanları var.  Şu an Sezen Aksu'dan Beni Unutma ve git şarkılarını dinliyorum ; o kadar manasızlar ki . Kimbilir bu çift kaç şarkı paylaşmıştır arasında ve kaç gözyaşı beraber. Bugün yavru köpeklerine göz kulak olmamızı rica ettiler ; hanımın ameliyat olması gerekiyormuş.. Ve akşam üzeri geri geldiğinde öğrendik ki ; herkes ağlar aslında .
Durum kötüymüş; hastalık heryerini sarmış. Onun sesi bizim içimiz titredi; ne empati kurabilir insan ne de başka birşey. Kaç soğuk algınlığı geçirdiler kimbilir beraber ve kimbilir kaç duygusal an...

 Ve şimdi....

" Herkes ağlar aslında ve ölmekte göz yaşlarına ait."
1

Gel - Biraz Mabel Biraz Matiz

Biraz Mabel biraz Matiz ve üstüne en güzel Mabel Matiz olan Fatih Karaca ile kulak-kalp frekansında buluşalı çok olmadı aslında. Epi topu 4 senedir herhalde; belki çoğu kişiye göre erken çoğuna göre de geç tanışmışımdır .. Mabel matizin bu blogla ilişkisi çoktur ; bu blog sayesinde kendilerini dinleme fırsatı oldum ve bir çok şarkısı bu blogda ki yazılara fon oldu.
Uzun olduydu kendilerinden yeni şarkı dinlemeyeli ve az önce Gel adlı parçalarına denk geldim ; içimde ki yazma tutkusu ortaya çıktı yeniden. Bir Türk olarak türkçeden ilham almak , bir dile aşık olmak ne güzel şey .
Ey Mabel Ey Matiz ; daha çok sevdim seni Matizin anlamını da öğrendikten sonra.
1985 doğumlu Fatih Karaca'nın sahne adı Mabel Matiz.
Mabel'i  Kumral Ada Mavi Tuna adlı romanın eşsiz kahramanı Tuna'dan almış ; kimbilir neler geçmiş aklından alırken , bilemedim. Ve Matiz bir o kadar hoş oturmuş tunanın yanına : çok sarhoş, düşkün anlamına gelen yunanca kelime.

Gel anla dikenimden ;
Güllerim uyansın bahçeleirmde
Gel öyle bir apansız ; ellerim yansın ah ellerinde ....

Diyip kaçıyoruz buralardan yine. Bol Mabelli ve Bol Matizli bir hayatınız olsun.. Ne okumaktan vazgeçmeli bu hayatta nede içmekten... Ne insanlar okuyoruz ve ne aşklar içiyoruz kimbilir.
0

Bir hemcins Ihtiyaci

simdiden uyariyorum bu yazi enteresan bir yazi olacak ; arasira belki rahatsiz bile edebilir. Bir erkek olarak bir erkege ihtiyac duymak temamiz. Yok lan öyle homo bir durum degil. Bir insan hemcinsine ne kadar cok ihtiyac duyar acaba ; iste bunun limitlerini zorluyorum sanirim . Hayatimda hersey var somut olarak; ama galiba sadece somut olarak. Bütün soyutlugumu kaybetmis gibi hissediyorum ;   blog fazla yazdigim söylenemez onun disinda manyakliklarim kizaga cekilmis durumda. Bunlarin olmuyo olmasinin sebeplerinden biri uzun süreli iliski olabilir digeri yaslaniyor olmam 27.5 yasindayim komplekslerim ve depresyonum tavana vurmus durumda. Ve son ihtimal bir ekürim olmamasi, o kadar cok isterdim ki istanbulda ki cok samimi arkadaslarimdan birinin yada benim kankanin burada olmasi yada kuzenlerimden birinin burada olmasini ; yada babam bile olabilirdi. O kadar cok kisi tanisamd tam kafa dengi birine rastlayamadim burada gecen 4 bucuk senede. Tabi yavas yavas problemi kendimde bulmaya baslamadim degil. Gerci arasira baya kafadengi arkadaslar olmustu ama onlarin da hepsi bizim buralara kisa süreligine gelmisti. Neyse neyse yaptigim sey ders , is ,online oyunlar , fitness ve wing tsundan  ibaret haline geldi. Bide uzun süreli iliskinin getirdigi güzel tecrübeler; bilimum sinema aksamlari , gurmeler gibi restoran maceralari. Aslinda hicbirinde basarili degilim yada hepsinde birden basariliyim ; kriter ne bende bilmiyorum o yüzden bi karara varamiyorum. Neyse ne simdi bi kanka olaydi buralarda neler olmazdi ki bah ; bizim evin güzel bahcesinde haftada 2 mangal yapardik yazin acilan acik hava havuzunda bikinili kizlara laf atardik. Evde 600 euroluk oyunla beraber cürümeye hal tutmus xbox in anasini aglatirdik. Her hafta yapacagimiz hali saha maclarini ve icecegimiz alkolün hesabini tutmuyorum bile. Bu hayat sevgilisiz bile oluyor da samimi bi arkadas olmadan zor. Belki illa ki hem cins olmak zorunda degil ama yinede karsi cinsle isler sarpa sarabiliyor veza bir iliskiniz varsa karsi cinsle arkadaslik samimi sekilde devam edemiyor. Bir ipte iki cambaz oynamiyor ya ayni peniste iki prezervatif de durmuyor iste.
Ben yine havanin 15 dereceyi gösterdigi bu günesli Almanya gününde götümü kütüphanenin sandalyesine koymus yalnizliktan yakiniyorum oysa ben hic yalniz kalmadim ve aslinda hic birileriyle birlikte olmadim.Bir Tanri kivaminda insanlar benim hem kölem hemde efendilerimdi ; yaratilisin amkyim.
Simdi siktirip gidiyorum Altaylar hakkinda ödev yazmaya devam etmem lazim. Bir burkhanist , budist , saman, zerdüst , tengrist , hristiyan , müslüman vs vs . her sik olabilirsiniz ama bir insandan öte olamayacaginiz kesin. Ve siz karar verin ki ne kadar yar... yemissiniz. Hadi kolay gelsin.
0

Kingsman: The Secret Service (Bir Kralın Dallamaları)


Geldik yine az ama öz olan film seanslarımızdan birine daha. Bu filmi sinemada izleme fırsatım oldu. Aslında bizim burda bir filmi sinemada izlemek benim için biraz zor. Malum yurtdışının handikapları; gerek almancayı çok iyi anlamam gerekse küçük şehirde yaşadığımızdan dolayı filmlerin orjinal dilleriyle sinemaya pek sık gelmemesi. Neyse her pazartesi orjinal dil günü olduğundan bizde dün orjinal gösterimi olan Kingsman filmine gittik. Ben Chappie filmini tercih ederdim diye düşünüyordum ya neyse.
Fragmanını falan seyrettiğinizde klasik aksiyon filmi olarak düşünebileceğiniz Kingsman'i bu kategoriden ayıran bir havası var . Aslında bu havanın adı British; hani yok mudur bizim ingilizlerin filmlerinde kullandığı ufak kara-komediler ve hoş aksanlı küfürler. İşte bu havayla güzel bir aksiyonu birleştirince film aksiyon filmleri arasında en üstlerde kendine yer bulabilmiş. Zaten güncel imdb puanı 8.2 .
He siz hayatıma birşeyler katsın tarzında bi film arıyorsanız bu film onlardan değil..

Bir prensesin de motivasyonun ne demek olduğunu bildiği gibi : 'If you save the world, We can do it in the asshole.'

Kesinlikle izlemenizi tavsiye ettiğim bir film.. Tabi benim notum imdb kadar bol değil ; ben 7.6 veriyorum bu güzel filme. 

Başrollerde ;
Colin Firth
Samuel L. Jackson 
Taron Egerton

Şimdiden iyi seyirler
0

Whiplash - Eleştirisel Motivasyon

Whiplash, 2015 Oscar ödüllerine adaylığını koymuş filmlerden yalnızca biri. Dün gece oturup izleme fırsatı buldum. Spoiler falan yok tırsmayın. Öncelikle filmin konusunu söyleyeyim ; efsanevi bir müzisyen olmak isteyen Neyman'ın müzik hocasıyla olan ilişkisi. Ve bu ikilinin iç dünyaları.
Yönetmene saygılar sevgiler. Senaryo için çok ahım şahım şeyler söylemem mümkün değil ama bazen size gereken sadece bi melodidir yada nota ; komple bir roman değil. Bir filme roman sığdırmak zorunda değilsiniz bazen ufak bir cümle bile sığdırabilirsiniz. Kısa cümlelerin içsel sancıların filme dökülmüş hallerini seviyorsanız işte tam sizlik bir film.
O kadar iyi yönetilmiş ve resmedilmiş ki baterinin her bir vuruşu içinize işleyecek. Güzel geren ve insanın kendisine bakmasına neden olan filmlerden biri. Oscar adayı olabilir ama benim gözümde Oscar kazanmayı hakketmiyor. Sanırım bu sene ki oyumu Nightcrawler filmine vereceğim ; nitekim aday listesinde yer almıyor.
Neyse müthiş oyunculuk gösteren ve bize bu zevki yaşatan oyunculara ve yönetmene saygılar .

Başrol:
Miles Teller
J.K. Simmons

Yazan ve yöneten : Damien Chazelle


0

En büyük korku


Bilmem yazmamak mı köreltiyor insanı ; körelmekten kastım mutluluk yalanları mı ; maalesef bende bilmiyorum. İlham perisi hep karanlıklarda mı yaşar ; sizinkisini bilmiyorum ama benimkisi ,evet.
Blog dünyası bi kere tadıldığında özlenilecek bi dünya. Sıfatsız isimler , cisimsiz ikilemler , hoş sohbetler vs.
Ama hayat o kadar meşgul ediyor ki bizi sevdiğimiz herşeye olduğu gibi buna da vakit ayıramıyoruz.
Hayatımda ki en büyük korkulardan biri ve aynı zamanda hiç dile getirmediklerimden ; ilk defa size söyleyeyim. Aslında siz de benim melankolik acılarımın şizofrenik yansımaları değil misiniz ?

Ya içimde ki şair ölürse?
Korkuyorum,
Kalemin,
Katile dönüşeceğine.
Oysa ne güzeldir,
Severek öldürmek...


Yazının şarkısı
Tom Odell -Another Love
0

Tanrisal Kompleksler


Attigim adimlarin önemi yok ; yazacaklarim cogu zaman yine bu bloga düsecek. Sizin gidip yada kalmanizin önemi olmadigi gibi. Satma arzusu olmayan bir yazi serisi bu. O yuzden belirli cikis tarihleri yok beklentiler yok. Herseyin ve hatta hayatin ötesinde ben haric hicbir degiskenden etkilenmeyen bir degisken. Üstelik etkisi 0 ile 1 kapali araliginda. Belki yüzünüze bir gülümseme birakabilirim , hic olmadi kasiklariniza arzusal kasilmalar salabilirim. Hic sikinize yada vajinaniza da takmayabilirsiniz ; umursamam, umursanmam. Bir katilin kulübesi burasi ; icten ice herkese göstermek istedigi ama ayni zamanda kimsenin görmemesi icin cani pahasina sakladigi. ---

Saat 18.25 hava gecenin karanligini mi yoksa yagmurun kini mi alsam diye kararsiz. Kulagimda A Walk Among Tombstones filminin Trailerinin soundtracki ; hayatimin genel Eylüllerinden farkli olarak ne tatildeyim ne de pinekleme modunda. Sikilmis beynimi son hakkim olan Informatik 2 sinavina hazirliyorum. Ya herro ya merro durumlari yani. Gerci suan blogu okuyanlar sorabilir hala bitmedi mi amkdugumun okulu diye. Ne diyeyim bahanesi cok ; hem basari ne sike yariyor diye sorasim var basariya ac biri olarak. ELimde kapitalist bi basari yok ; sosyal bi basari da yok. Basarisiz olmamin sebebi geneli sikip özel olarak yasamam olabilir mi ; bilmiyorum. Aslinda basarisizim da diyemem. Hicbiseyim; yada herseyim; hangi ruh penceresinden baktiginiza bagli.
Kan emici bir ruhum olsa da dislerim hic o kadar saglam olmadi; Tanrinin sag kolu gibi olan o yaratici beynim hic Akademik düsünemedi. Bir katilin kemikleri kesen o azmi icimde olsa da öldürmek hic legal olmadi. Özgürlük icimde alevlense de benim yasadigim zamanlar Devrim zamanlari degildi.
Diyorum ya bahanesi cok ; milyonlarca degiskenin hicbiri mi uymaz. Akreple yelkovana benziyor hayat hikayem üst üste geldikleri tek zamandaysa bile boylari uymuyor.

-En güzel günahlara girerken bedeninde , girmeden edemiyorum Tanrisal komplekslere. -