SlideShow

6

Kadınım


Yastıkları kaplanlar gibi tırnaklamak zorunda kalan , hayata sabır kavramını katan anneler..
Bir yılın 12 aya tekabül ettiği dünyada 9 ayın bir hayata tekabül ettiğini öğreten anneler...
Fedakarlıkları Tanrıyı aşmış sol yanı kocaman anneler...
Bir hastane odasında Dünyaya mucizeyi öğreten anneler...
Bir yuvanın en sağlam kalesi olan anneler...
Suskun kalbimizin dili olan anneler...

Hepsinin anneler günü kutlu olsun ...

Ey hayatımın kadını  ,
Yanında olmak isterdim bugün , aslında hergün  ;
Birlikte uzun yıllar teptik ,
Aklımın ucundan bile geçmezdi bu kadar uzak kalacağımız...
Mutluluğumun ve başarılarımın mimarısın...
Ama bu öyle bir aşk değil ...
İlahi aşkla bile kıyaslanamaz ...
Ellerinin arasında giden bebek arabasından başka hiçbiryerde
Daha güvenli hissetmedim ben...
Bir adım ötede ki odada uyurken ,
Nefesini duymaktan başka birşey
Daha mutlu etmedi beni ...
Seni Tanrıya kafa tutabilecek kadar seviyorum ..
Çünkü sensiz cennet bile cehennemden kötüdür...

Seni seviyorum hayatımın Kadını ...
Anneler günün kutlu olsun


6

Tanrı Değilim

Yine yalnızlık dolduruyor kadehleri , 
Dudaklarının bulanmadığı geceleri ,
Hayallerim kırmızılıyor... 
Ateş böcekleri bile sevişiyor, 
Nede olsa duman olmayan yerden çıkmıyorlar... 
Sevişmek diyince Tanrı geliyor insanın aklına ,
İnsan diyince birşey gelmemesi gibi... 
İstemekle isteğini bilmek arasında ki farkı , 
Birbirine doğru kayan iki yıldız arasında arıyorum... 
Sonrası karanlık, 
Ne yazık,
Yıldızları ,
Sadece sırt üstü yatarken görebiliyorum, 
Sırf bu yüzden Tanrı olmak güzel şey ... 
Yüzüstü yatarken ,
Yıldızları görebilmek... 
Ya da ya da , 
Yanında olmadan seni görebilmek... 
Kaçıncı günaha terkederken kendimi,
Terkedilmişliklerin babasıymışım gibi hissediyorum,
Söylemene gerek yok ,
Biliyorum,
Tanrı değilim , 
O da ben değil ....... 
0

Ornitorenk


Sophie : - Avez-vous dit bonjour
à votre femme recemment?

Sergei: -Mais et vous,  vous avez dit "je t'aime"
à votre mari recemment?

Sophie:  -Pas depuis 100 ans.

-Je ne t'ai jamais dit: ornithorynque non plus.
-qu'il faut réparer cet oubli.



Sophie: - ornithorynque

----------------------------

Sophie: - Söyle bakalım Bay Sergei Nimov-Nemovich,
son günlerde karına merhaba dedin mi?

Sergei: - Dünden beri demedim,
ve sen Bayan Nimov-Nemovich, kocana onu sevdiğini söyledin mi?

Sophie:- Hayır, 100 yıldır söylemedim.
-Ya da hiç ornitorenk demedim.
-Şimdi söylemenin tam zamanı.

Sophie: - Ornitorenk
4

Kaşar

Kaşarın açılımını yapabilmiş insan yoktur sanırım. Nitekim başlığa aldanıpta açılımını yapacağımı sanmayın.
Bu yazımda bir film tanıtacağım.

Easy A


Liseye giden ve hızlı yayılan dedikolurdan nasibini alan bir kızın hikayesini kendi ağzından anlatan bu film 2010'un izlenilesi filmleri arasına girmeyi başarıyor .
İnsanların hakkımızda söylediklerinin , davranışlarımıza oranla daha etkili olduğunu güzel bir şekilde gösteren "Easy A" bir kızın kaşar adı altında yaşadığı avantajları ve dezavantajlarıda anlatıyor.

Will Gluck'ın yönettiği filmin başrolünde göz alıcı performansıyla Emma Stone yer alıyor.

Eğer ki kızıl saçlı bayanları seven biriyseniz Emma Stone 'u daha bir dikkatle izleyeceğinize eminim. .




Ve bu komedi filme Emma Stone'unda katkılarıyla 7 puan veriyorum. IMDB puanı 7.2

Haydin iyi seyirler..
4

Parti Vol 1500


Bizim partileri işitmeyen yoktur herhalde. Daha önce şu cümleyi kurdum mu bilmiyorum ama yine kuracağım : Türkiyede hep düşünürdük ; acaba alkol ucuz olsa halimiz ne olurdu . İşte Almanya'da bunu tecrübe ediyorum.

Dün gece yine ekstrem bir parti yaptık . Her partiden önce bizim evde sağlam bir içiyoruz .
Anlayacağınız altyapımız çok sağlam.
Neyse dünkü parti  başka bir öğrenci evindeydi. Yarım şişe votka ve bir kaç birayı mideye indirdikten sonra elemanlarla malum bölgeye yol aldık.

Burada ev partilerinin bazılarında şöyle bir sistem yapıyorlar. 10 yada 20 euroluk fiş alıyorsunuz ve onunla içkilerinizi alıyorsunuz . Tabi fiş bitsin diye bok gibi içmek zorunda kalıyorsunuz. Hal böyle olunca bir yarım şişe votkayı daha devirmek durumunda kaldım. Biraları su sayıyoruz ; yapacak birşey yok .

Gecenin ilerleyen saatlerinde hatırladığım 2 nokta var .

Fight : Evet bu noktada kavga etmeye çalışıyordum. Ettim mi bilmiyorum , kimle ettim onuda bilmiyorum , niye ettim onuda bildiğimi sanmıyorum. Tek hatırladığım 5 kişinin beni tuttuğuydu. Ve şu an bildiğim şey ise çenemde çok feci bir ağrı olduğu.

Epic Fail: 2. hatırladığım şey belli diskoya gidip içeri alınmamak. Bodyguard abiler tanıdık olduğundan hoş bir şekilde söylediler diye hatırlıyorum . Ama umarım yanlış şeyler söyleyip orada ki kredimi tüketmemişimdir.


Sonrası malum sabah yatakta pantolon gömlek uyanmaca.
Hatırlanmayan gecelerin hepsinin amk .
4

Pipimde olmayan şeylere dair

Bu onlardan biri değil ... 


Bakayım ne yokmuş ; hoo pipi yok lan  ....   Kadınlar ince varlıklardır diyorlar ya , sırf bu yüzden bazı düşüncelerimin vajinalaştığını düşünüyorum. Sanki beynim bazı düşünceleri itinayla alıp östrojenle sosluyor.

Neyse geyiği aslanın ağzına bırakalım gelelim şeyimde olmayan şeylere ...

Aslında saymakla bitmez . . . 15-20 kişi haricinde kimse pipimde değil mesela. İnsanları mutlu etmek isteyebilirim ama bu onları sallamak zorunda olduğum anlamına gelmez . .

Mesela uçarım lan ben. .  Evet evet bildiğin uçmak.
Gelelim dün gece ki uçuşa.
Akşam 10 a kadar çalıştıktan sonra itinayla eve gelinir ve ev partisine katılınır. Hızlı hızlı votkalar içildikten sonra üni partisine gidilir . Tabi orda beyin işlevini minimuma indirgeyene kadar içmeye devam edildikten sonra hatırlanmayacak biçimde eğlenilir. Sabah 6 da eve gelip sızılır .

Evet buraya kadar herşey rutin ve normal. Bundan sonrası yeni ve süpriz .
Saat 9 da ayağa kalkılır , baş dönmesi baş ağrısı mide bulantısı 3 lemesi arasında hızlıcana traş olunduktan sonra işe doğru yola koyulur.
6 saat falan orada çalıştıktan sonra yemeğe gidilir ve 1 saat orada oyalandıktan sonra akşam 7 gibi ikinci işe gidilir . Oradada 4 saat çalışıp eve geri dönülür ve bütün bunlar bloga yazılır .

Neden böyle detaylı anlattım ; çünkü yorgunlukta pipimde değil.
Hala dışarı çıksam mı diye düşünüyorum bu gece için . Harbi çıkasım var . Dün geceyi pek hatırlamadığım için kendimi eğlenmiş gibi hissetmiyorum. .

Bu sabah pantolonumun cebinden gizemli bir mini içki şişesi çıktı. Cebime nasıl girdiğine dair hiçbir fikrim yok. Spicy Cherry & Vodka yazıyor üstünde. Sanırım bu şişeyi hatıra olarak saklayacağım.
Kimbilir belki hayallerimde ki prenses vermiştir falan .. Evet alkolik ve kaşar prenses .

Neyse bak mesela ben maçoyumdur , öyle yanımızda ki hatunun davranışlarını pipimize takan cinsten bir insanız.

Zaten takma takma nereye kadar...

Ne kadar sallarsan salla , dona düşer son damla atasözüyle bugünü burada noktalıyorum.
0

Aradığınız kişiye ....

Evet blog çok yoğunum. Öyle böyle değil.
Aslında en son yapacağım şey seni (blogu ) ihmal etmekti ama işler öyle yürümedi.

Sen o kadar işin ve dersin arasında maça yetiş ; 12-0 yenil..
Götünüzüde yırtsa kaleden kaleye tek başına gidemiyor insan. Takımı bırakacağım sanırım. Ben öyle mağlubiyeti kolay kolay hazmedebilen birisi değilim. Maçtan sonra bütün günüm agresif geçiyor .

Bugün okul yok , varda azıcık. Ama maalesef akşam çalışacağım. Üstelik bu ikinci iş ; yarında gündüz 2.işimde akşamda 1 . işimde çalışacağım . Ne güzel hayat ne güzel.
Ulan o kadar çalışıyorum ama cebimde hala para yok .

Long Distance Darlingin yaptığı puştlukta çok kızdırdı beni ya neyse..

Buakşam parti var la ; bir bucuk hafta sonra parti.. Özlemiş olabilitem var . Biraz kafa dağıtmak iyi gelir. Ama yinede çok fazla alkol almamam lazım ki cuma gününe fit olayım.

Açlıktan mı sıkıntıdan mı bilemiyorum ama yazamıyorum şuan.
Bütün cümleler devrik, bütün kelimeler forvet ama sol kanat oynayan oyuncu gibi oldular.

-Words on your lips begin to slip ; she's losing her grip
And when she small oh no no -


Hadi hassittiriyim. Longda olsa shortta olsa yüz vermeyeceksin kimseye çok fazla ..