SlideShow

1

Bir Silivri Macerası

Sene bilmem kaç ; ben seneyi hatırlamıyorum , o sene de beni hatırlamıyor. Adım yazmıyor o senenin önemli olaylarında . O yüzden takmıyorum kafaya. İrem- Hayalet Sevgilim şarkısı yeni popüler olmuş . Bir devrin başlangıcı : Sanal Şarkıcılar, Ünlüler .. Ne yalan söyleyeyim güzel şarkıydı.
3 arkadaş basıyoruz otobüsle İstanbul'dan Silivri'ye. Düşük bütçeli 4 günlük bir tatil planımız var .
Tam takır buzdolabını bilinçsiz bir alışverişle doldurduktan sonra akıl almaz tatil başlıyor. Aman sabahlar olmasın. Site içi yazlık olduğu için biz haricinde herhangi bir aksiyon yok. CM(Championship Manager)  çok meşhur o zamanlar ; yatıp kalkıp CM oynuyoruz diyeceğim olmayacak çünkü yatmıyoruz. Gece çıkıp sahilde içiyoruz gündüz evde CM keyfi. Beslenme makarna , ekmek ve ketçaptan ibaret. Otomatik olarak insan bünyesinde deneyler yapıyoruz ; tema uykusuzluk. Batak oynuyoruz ; içmeye devam. Ama herşeyin yanında bir koyu sohbettir gidiyor. Yani aslında bizim sohbetimiz rakı gerisi de meze gibi .
Her geçen dakika koyulaşıyor aşk anıları , hayatın sabıkaları. Uçurum kıyısı küçülüyor insanın ayakları altında ; konu aşk olunca.
Ne dolunaylar batıyor da biz batmıyoruz o gecelerde .
4. gün oluyor ; uykusuzluk başa vurmuş . Taşak desen o biçim . Zaten her boka gülüyoruz  ; insan aralıksız 3 saat gülebilir mi , gülüyormuş. Kız kesiyor ; kıza bak lan uahaha diyip kopuyor film .  Öyle abuk subuk bi noktadayız. Cepte para da kalmamış ; ekmek ketçap ikilisi öyle lezzetli ki yanına da bira . Su yok tuz yok , aspirini bile birayla içiyoruz . Son gece ; sabah döneceğiz . İki kişi alman batağı oynuyoruz. Ama bi sorun var ; hayat slow motion efektine geçmiş . Uykusuzluğun getirdiği birşeymiş ; evde denemeyin diye de uyarıyorum. 3 gün uyumayınca saniyeler dakikalar gibi geliyor. Masaya kartı atışım çok uzun bir süreç gibi geldiğinden sıkılıyorduk . Biz iki kafadarı bunun üstüne korku sarmaz mı ; uyursan ölürsün gibisinden bi korku. Çünkü artık insan hissizleşiyor ; nabız yok kalp atışı düşük .  Neyse uyuduk kalktık ; hala buralardayız. Mavi otobüslerle atladık döndük istanbula . Cebimizde ki son bozukluklarla yenibosna metro istasyonunun ordan iki dal sigara aldık . Sağnak yağmur altında onları tüttürdükten sonra ayrıldık evlere doğru.

Ve bitti tatil , 3 günlük macera. Şimdi hepimiz ayrı yerlerdeyiz . Ben taa Almanyalardayım. Vay ak demeden edemeyeceğim.
Neyse bu 3 günlük tatil boyunca her an dinlediğimiz İrem - Hayalet Sevgilim şarkısı gelsin.

Bizden bu kadar; maceralarımızı yavaş yavaş yeni nesillere bırakıyoruz. Sağlıcakla kalın.

0

Ucar bu Cocuk Ucar..

Futbolla yatip futbolla kalkan bir Ülkeyiz. E hal böyle olunca futbol konusmadan olmaz. Bizim genc türk futbolcularimiz aslinda bizim milli hazinemizdir. Son zamanlarda büyük takimlarda begendigim bir kac genc futbolcu vardi. Galatasarayli Emre Colak , Besiktasli Necip. Simdilerde ise Besiktasli Oguzhan ve Fenerbahceli Salih Ucan... Emre Colak cok yetenekli bir sol ayaga sahip olsada bu aralar cürüyüp gidiyor ; kendine fazla seyler katamadi. Necip ayni istikrar da devam. Ben bugün burda Salih Ucan'dan bahsetmek istiyorum. Bir fenerli olarak degil de bir futbolsever olarak bahsetmek istiyorum . Bu cocugu bir futbolcu örnegiyle aciklamak mümkün degil. Cünkü kendisi hem mücadeleci hem teknik. Emre Belözoglu vardi ama Salih ondan daha teknik ve daha temiz bir oyuncu.
Salih Ucan 6 Ocak 1994 yilinda dogmus. 19 yasinda ki yetenekli futbolcumuz futbola Marmaris Belediyespor altyapisinda basladiktan sonra Bucaspor altyapisinda devam etmis . 2 sene Bucaspor as takiminda mücadele ettikten sonra ise Okan alkan + 1.4m Euro karsiliginda Fenerbahce'ye transfer olmustur. Yani aslinda öyle cokta ucuza gelmis falan da degil. Iki ayagini da cok iyi kullanan Salih ; Aykut Kocaman tarafindan daha fazla sans bulursa ve biraz daha töleransli karsilanirsa Türkiye'nin yeni yildizi olur. Hatta Fenerbahce'nin vazgecilmez 10 numarasi olur. Bu teknik kapasiteli oyuncuyu ofansif ortasahaya ceksek arkasindan Meireles ve Sezer Öztürk'le destekleseler ; rahata kavusan Salih futbolunu öyle gelistirip, güzellestirir ki tadindan yenmez kivama gelir. Kafamda ki Fenerbahce 11 ini de yazayim bari. Volkan Gökhan Gönül Yobo Serdar Kesimal Hasan Ali Kaldirim Meireles Sezer Öztürk Salih Ucan Belhanda Miroslav Stoch Emenike(Sow) 5 yabanciyla olusturulan bu takim tabiri caizse ucar. Aykut Kocaman belki sesimi duyar. Burdan Salih UCAN kardesime sesleniyorum. Insallah medyanin pohpohlamasiyla bozulmaz , futboluna bakar kendini gelistirir ve gurur duyacagimiz bir futbolcu olursun. Yani demek istemem o ki abuk subuk havalara girip , mundar etmezsin kendini ve heveslerimizi. Temiz ve efendi kisiliginde de futbolcugulugun kadar etkilidir yildiz olmakta. Hadi saygilar.
0

Malim Benim

Acayip yazasim geldi ; okumaya ve yazmaya pek vakit olmasada güzel seyler bunlar . Siz benim gibi aksatmayin. Bilgisayar labinda odev yazmaktayim suan .. 4 saat icinde teslim edecegim kismetse ; aman aldirmayin bunlar rutin stresler. Her hafta 4 ödev teslim ediyoruz.. Biz de sandik ki sinavsiz , sadece ödevlerle diploma alacagiz. Nerde a.na bapstiriym. Bunlar sadece yüzüklerin efendisi 1 eder , daha var 2 ve 3 . . Yani demem o ki essegin zükünde kelebek. Bugün burda mal varligimi aciklamak istiyorum. Bugün internetten siparis ettigim kum torbasiyla beraber mal varligim epey artti. Evet kayda deger mal varliklarim : Iphone 4s Nikon d5100 18-55mm VR Lens 50mm f1.8 lens Xbox 360 + Kinect UFC Trainer for Kinect UFC 2010 Fifa 2013 Fifa 2012 Resident EVil 6 Klitschko kum torbasi 81 ekran Sony Brava Televizyon Bir adet LG laptop Fossil Deri Bileklik Detomaso Kol Saati Kokteyl Seti ve 7-8 sise pahali alkol ürünü(Her gecen gün tükeniyor ve yenileniyor bir nevi karaciger seti gibi bisey ) Kayda deger bütün mal varligim budur. Yaklasik 2.5 bin-3.5 bin euro arasi bir ederi var. Neyse iste oyle. Haftaya pazartesi dövme yaptirma ihtimalim mevcut. Sonunda kafamda oturttum ne yaptiracagimi. Bu yeni bir baslangic olacak ; ölmeden önce yapmam gerekenlerin yeni bir baslangici. Sol kolumun dirsek alti kismina yaptirmayi düsünüyorum. Yazi olacak. Sizin de fikirlerinizi almak isterim . Su an ne yazdiracagimi soylemek istemiyorum ; bereketi kacmasin .. Ama yazdiracagim seyi blog icerisinde bulabilirsiniz. Tahminlerinizle senlenebiliriz , fikirlerinizle kafamiz karisabilir. O yuzden her türlü yoruma acigiz. Haydi simdilik bana eyvallah..
1

Gümüş Küre Ödülleri

Geldik yine Ocak ayının vazgeçilmezi olan Altın Küre(Golden Globe) ödüllerine. 70. si yapılan Altın Küre ödülleri geçen yıla nazaran vasattı ; o yüzden ancak gümüş küre demeye vardı dilim. Filmlerin çoğunu henüz izlememiş olduğumu belirtmek isterim ; o yüzden fazla yorum yapmadan listeyi şöyle bir özet geçeceğim.
Drama dalında film ödülleri :
En iyi film (Drama)(Best Motion Picture) : Argo

En iyi yönetmen: Ben Affleck (Argo)
Ben Affleck'in ilk yönetmenlik ödülü. Başarılarının devamını diliyoruz.

En iyi kadın oyuncu: Jessica Chastain (Zero Dark Thirty)


En iyi erkek oyuncu: Daniel Day-Lewis (Lincoln)
Rol büyük, tecrübe büyük geriye çokta rakip kalmadı. 


En iyi yardımcı kadın oyuncu: Anne Hathaway (Les Miserables)
Sinemanın binbir yüz kadınlarından biri olmaya aday. Tatlı ve karakteristik yüzüyle yeteneği birleşince bu ödül kaçınılmaz oldu. 

En iyi yardımcı erkek oyuncu: Christoph Waltz (Django Unchained)
Inglorious Bastards filminde yaptığı çıkışla ne kadar kaliteli bir oyuncu olduğunu gösteren Waltz bir kez daha izleyenleri büyülemeyi başardı.

En iyi animasyon: Brave

En iyi senaryo: Quentin Tarantino (Django Unchained)Bir Tarantino klasiği ; ince ve sıkı dokunmuş bir senaryo ; ödüllere her zaman adaydır.

En iyi şarkı: Adele, Paul Epworth (Skyfall)
Beklenilmedik bir durum değil; doğru adrese gittiği mutlak bir gerçek. 

Yabancı dilde en iyi film: Amour (Avusturya)

Müzikal ve komedi dalında ise : 

En iyi film: Les Miserables

En iyi kadın oyuncu: Jennifer Lawrence (Silver Linings Playbook)

En iyi erkek oyuncu: Hugh Jackman (Les Miserables)


0

Cloud Atlas


Hop diyip yine son zamanlarda fena yankı yapmış olan Cloud Atlas filminin iç dünyasında buldum kendimi. Cloud atlas , beni bir sinema sever olarak üst seviyelerde tatmin etmiş ve deneysel kurgusuyla açık fikirli olmaya itmiştir.  
Herşeyden önce bir sinema sever olarak demiştim ; işte bu yüzden ilk olarak internette gördüğüm bir eleştiri üzerinde durmak istiyorum. Bu eleştiriyi yerden yere vurmadan önce ne yazık ki bu eleştirinin , Ülkemizin önde gelen haber sitelerinden Ntvmsnbc'de yayınlandığını da söylemek yüzümü kızartmıyor değil. Aslında herkesin eleştirme özgürlüğü var ancak eleştiriyle saldırı arasında ki ince çizgiyi kaybetmedikleri sürece.

Şimdi gelsin eleştirinin linki : http://www.ntvmsnbc.com/id/25382571

Yazarı da Selin Gürel . 

Neyse Selin Hanım'la herhangi bir işimiz yok. Biz sadece yazdığı yazı üzerinden filmin detaylarına yolculuk yapacağız. 
"Büyük filmlerin yönetmenleri büyük filmlerle döner." aslında çok bayağı bir tespit. Çünkü büyük filmler yaratmış olan yönetmenlerin artık risk almak gibi bir opsiyonları vardır. Sonuçta herşey maddiyat değildir ; ve sinemanın bir sanat olduğunu göz önüne alırsak ; insanlar sanatlarında fikirlerini aşılamak isterler. Wachowski Kardeşlerin Matrix filmi ve V for Vendetta bulunmaları , onları benim gözümde yeterince sinemacı yapıyor. 
Tom Tywker'ı ise bir yönetmen olarak sadece Perfume: Story of a Murderer filmiyle değerlendirmek yeterli. 
Yani demem o ki yönetmenler fevkalade. Oyuncuların ise aşağı kalır yanı yok : Yüzünü uzun süredir önemli bir yapıtta görmediğimiz Halle Berry , yıllanmış bir Tom Hanks ve kült filmlerin yakışıklı çocuğu Jim Sturgess.
Filmde 6 hikayemiz var ; farklı zaman dilimlerinde geçiyor demek çok yanlış olur; farklı çağlarda geçiyor..
Hikayelerin her biri öyle güzel işlenmiş ki izleyici 6 film birden izliyor hissine kapılıyor. Tabi bu durum arada yorucu olabiliyor. Yine de 6 hikayenin verdiği mesaj ortak olunca insan her hikayenin sonunu görmek için sabırsızlanıyor. Aslında tamamı ile deneysel bir film ; çünkü hikayeler birbirleriyle birleşiyor denilemez. 
Bunun yanı sıra makyajdan bahsetmek istiyorum . Hikayelerde , oyuncular inanılmaz makyajları sayesinde farklı karakterleri canlandırıyorlar. Film aksiyon türüne girmese de görsellik şahane. 
Bana biraz The Fountain filmini anımsattı. Tabi biraz daha komplike ve tema farklı . 
Bir de üstüne basmadan geçemeyeceğim şey ise ; filmde ki aşk ve mizah unsurları. O kadar abartılmadan filmin içine katılmış ki , filmin içinde izleyiciye hoş molalar verdiriyor. Düşünmekten yorulmamak için dinlenme molaları diyelim. 
Ve gelelim filmin asıl anlattığı şeye : 6 hikaye birbirinden bağımsız ve kronik olarak farklı çağlarda . Her hikaye ,  küçük balıkların büyük balıklara karşı mücadelesini anlatıyor. Ezilenlerin sisteme karşı savaşı da diyebiliriz. Sistem , bazen barbar insanlar , bazen devlet ve bazen de din olabiliyor. 

Öyleyse haydi ekran başına ..

Benim bu filme puanım 8.6 . 
Oyunculuk : Normal 
Görsel : Üst seviye 
Senaryo : Üst seviye 

Filmin en güzel repliği ise :" I know i know"
0

Vasat 2012

Niye lan nesi vardı 2012'nin diyebilirsiniz.. Dediniz varsayıyorum. Nesi yoktu ki amkyim. Kaldırım üstünde kan lekesi bırakmış aşkları mı yoktu , şişe dibinde s.k.şmişlikleri mi ...
Yarım adımı geçmeyen 2012 yılı herşeye rağmen güzeldi ama vasatı aşamadı. Aslında benim nacizane yadigarım olan bu blog için vasatı aşamadı. Epi topu 18 yazı paylaşmışım ; oysa öyle miydi 2010 ve 2011. Beraber yatar beraber kalkardık , bırak iple çekmeyi ertesi günü yapışırdık birbirimize.
Ama öyle ki 2012 de öğrendim ; insanın hayatı ne kadar karmaşıklaşırsa bir o kadar uzaklaşıyormuş blogtan. Nerede o yalın, şafak vakti aşklar , yaşamlar , sevişmeler.
Birde herşeyin ötesinde yalnız yaşamıyor olmanın da etkisi var herhalde. Koskoca bir yıl içerisinde kaç kere tek başıma uyudum acaba , 10 , 20 belki de 30 .. İnsanların alışkanlıkları bir anda yıkılmıyor deselerde inanmayın ; öyle bir yıkılıyor ki herşey ... Zorladı mı insan gökkubbe bile çöküyor üstündekilerle birlikte.
Siz yine de zorlamayın .
Ataol Behramoğlu abimizin dediği gibi Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var... Keşke bir şey olsa o kadar çok şey var ki ; öğrenmek yaşlandırıyor insanı ve mutsuzlaştırıyor yada tatminkarlaştırıyor mu demeliyim.
Enteresan bi ayrıma geldik şimdi ; kırmızı ışıklarla süslenmiş kocaman dur işareti !!!
Evet tatminkarlaşmak; daha çabuk tatmin olabilme yeteneğine erişmek gibim birşey.
Küçük şeylerden mutlu olmak ile tatminkar olmak arasında çok büyük bir fark var o yüzden şimdiden uyarıyorum ki yanlış anlamayın . Bahsettiğim şey , tam tamına ,beklentilerin düşmesi.... Öğrenilen ve tecrübe edilen onca şeyden sonra beklentiler öyle bir düşüyor ki  ; heyecanlar yerini bilmişliklere ve mutluluk sanrılarına bırakıyor. Sabırsız ve güçsüz varlıklarız ; ve zaman her geçen gün emiyor daha da kalan gücümüzü. İşte bu yüzden çabucak sarılıyoruz bulduğumuz ufacık mutluluk kırıntısına.
Risk yoksa kazançta yok diyenlere sesleniyorum..
             Hepimiz kaybeden değil miyiz poker masasında ; restten korkarak... 
0

Oha'n'nes Belhanda


Bir Fenerbahçe taraftarı olarak Fenerbahçe'nin yeni transferi olan Younes Belhanda hakkında ufacık tefecik bilgiler vermek istiyorum.
Futbol üzerine fazla yazmıyor olsam da bu güzel transfer üzerine yazmadan edemem diye düşündüm. 
Bunun en büyük sebebi ise bu transferde ki futbolcunun kaliteli ve genç olması. 
Evet gelelim Belhanda'ya . 

25 Şubat 1990 ' da Fransa'da doğmuş Fas asıllı oyuncumuz 2009'dan bu yana Montpellier formasını terletiyordu.
Özelliği: Hızlı ve teknik 
Montpellier formasıyla 107 maça çıkmış olan Belhanda 107 maçta 17 gol atıp 17 de asist yapmış.
Bunun yanı sıra Fas milli takımında 12 maça çıkıp 1 gol atan Belhanda , Fransa Ligue 1 'de 11/12 yılının Genç oyuncusu ödülü ile en güzel golü ödülünü almış.
Hangi golle almış derseniz buyrun size o güzel golün görüntüleri . 



Ve Belhanda'nın bazı güzel gollerini ve hareketlerini içeren güzel bir video daha paylaşalım.




Türk futboluna ve bütün Fenerbahçelilere hayırlı olsun.